‘Direniş Savumanı Kuşan’manın Zamanı

0

Stera Amed

“Sizin tercih ettiğiniz yaşam en zorlu ve fedakârlık isteyen bir yaşamdır. Örgütlülüğünüz bu yaşama layık olmaktan geçer” der Kürt Halk Önderi. Bu söylem üzerine düşünmek ve genç kadınlar olarak artık bir kanıya varmak gerektiğini bilmemiz gerekmektedir. Şimdi bu boyutuyla genç kadınlar olarak bizler öz savunma temelinde nasıl bir yaşamı tercih etmeli ve yaşama olanaklarımızı kendimiz idame ettirmeliyiz hususu üzerine kapsamlı bir şekilde geliştirdiğimiz eylemlerimizi göz önünde bulundurarak yeni çıkışların sahibi olabilmeliyiz. Bu bakış açısı ile hele birde Kürt olmanın kadın olmanın tarihsel ve güncel anlamdaki boyutuna, derinliğine inmek tüm gerçekliği ve faşizmin yaratmak istediği toplumu kadın şahsında anlamak aslında mümkündür. Çünkü hedef kadındır, genç kadındır. Bunun için gerekli tedbirleri alarak öz savunmamızı geliştirebilmek için; çok uzağa gitmeden günümüzde yaşanan olayları gözler önüne getirmek aslında çok açıklayıcı birçok nedeni önümüze koyacaktır. Hatta, kısaca kimi hususları belirterek hafızalarımızı taze tutmakta fayda vardır.

Tarihte kadınların ön planda olduğu komünal yaşam sürdürebilmek ve bu şartlar altında yaşam koşullarını oluşturabilmek için birçok fedakârlıkta bulunmuş ki bu günümüz koşullarında da böyledir. Bu yaşam içerisinde kadın bir bütünen var olmanın, var edebilmenin adıdır. Tüm bu güzelliklerin ve kutsallıkların adı iken kadın, erk zihniyetinin açığa çıkması, kapitalist sistemin yaratmak istediği algıyla TÜM KÖTÜLÜKLERİN ANASI oluveriyor. Bu deyim size tanıdık geliyordur muhakkak. O zaman neden Tüm Kötülüklerin Ana´sıdır da TÜM KÖTÜLÜKLERİN BABA´ sı değil? Evet maalesef böylesi deyimlerden tutalım da yaşamımızın her alanında, anında bu gibi cins ayrımı günümüzde fazlasıyla mevcuttur. Tabii bu gibi durumları olayları göz ardı etmek, işitmemezlik biz kadınlar açısından en büyük haksızlıklardan sadece bir kısmı olacaktır. Bugün tacize, tecavüze, hakarete ve şiddete maruz kalan biz kadınlar, tarihte en kutsal varlıklar olarak yerimizi alırken ne yazık ki bugün en çarpıcı bir biçimde özünden uzaklaştırma politikalarının birer meta ve reklam aracı olmaktan kendimizi kurtaramaz durumda kalınmışız. Buda yetmiyormuş gibi birde bu tür yaklaşımlar kadının kaderiymiş, kadına mubahmış gibi biz genç kadınlara bu tür algılar empoze edilmeye çalışılıyor. Bu gibi yaklaşımlara artık müsaade etmemeliyiz. AKP–MHP faşizminin şahsında erk zihniyet zirveye ulaşırken, yaratmak istediği şey sermaye ve iktidar tekellerinin cenderesine alınmak istenen genç kadınlar hedeflenerek, bilinçli bir şekilde uygulanması bıçağı kemiğe dayandırmıştır. Bu uygulamalar genç kadınlar şahsında Kürt’ü, kadın şahsında ise Kürt kültürünü geleneklerini sindirmek ve bitirmektir. Faşizm en çok kadın şahsında Kürdistan´a yönelmekte ve bunu normal bir şekilde yansıtarak Kürt onurunu ve haysiyetini bitirmek istemektedir. Eğer Kürdistan´da taciz tecavüz yaşanıyorsa hele ki böyle bir süreçte vicdani olarak düşünmek ve biraz eksi zamanlarımıza gitmekte fayda görüyorum. Neden mi? eğer geçmişimizde bir kadına elin kalması, el uzatılması ölüm sebebi iken ne oldu da bu durum bugün değişebiliyor normalleştiriliyor? En somut olaylardan biri olan; Batman gibi yurtsever bir Kürdistan şehrimizde İPEK ER daha sonrasında ise buda yetmiyormuş gibi 15 yaşındaki küçücük bir kız çocuğuna 27 HAYSİYETSİZ T.C. askerlerinin, uzman çapulcularının tecavüz edip 3 defa gebe bırakılması akla ve vicdana sığacak tek bir yanı ve olasılığı yoktur. Bu küçük kız çocuğunun sesini çığlığını duyan olmadı mı? Mardin gibi Kürdistan direniş sahası geleneklerine bağlı şehrimizde düğün basılıyor, kadınlar taciz ediliyor ama düğünde yer alan insanlar bir askerin üstüne yürüyüp “sen kimsin” deyip vuramaz mıydı? Normal şartlar altında dışardan gelen biri olsaydı bu bir ölüm meselesidir. Yürekler küçücük kız çocuklarının sesine ses olabilmeli sahip çıkmalı onlara. Bunun yanında birde Urfa´da yaşanan kimi olayları da göz ardı etmemek gerekir. Şu an Kürdistan´da özel savaş politikaları bu kadar acımasızca işlenirken, o kadar haksızlık varken toprak kavgalarına tutuşan halkımız orada direnişi geliştirmeli ayaklanma yerine birbirlerini vuruyorlar. Zaten düşmanın istediği de budur. Kürt´ü Kürt eliyle bitirmek. TC faşist devleti bunca hunharca saldırıyla Kürt’ü bitirmeye çalışırken bizler kendi toplarımızın insanlarını vurma gibi durumlarla gündeme gelebiliyoruz. Urfa Kürdistan´da değeri büyük bir öneme sahip ve her şeyden önce Önderliğimiz doğup büyüdüğü topraklardır. Değerli Kürt halkı bu topraklara sahip çıkmakla yükümlüdür. Genç kadınlar bunun öncülüğünü geliştirebilir güce sahiptir. Urfa genç kadınları EDESSA gücü ile kenetlenip direniş sahalarında yer almalı ve aktif rol oynamalıdırlar.

Kürt kadınları merttir, yüreklidir, cesur, asi ve isyankârdır. Bu eylemsellikler gelenekten taviz vermemeleri ve T.C. uzman çapulcularının normalleştirme politikalarına aldanmamalı, göz yummamalıdırlar. Başkaldırı isyancı ruh Kürt kadınının kişiliğinde baskın olan bir durumdur. Eğer isyan başkaldırı olursa TC faşizmi bunca şiddete tecavüze yeltenme girişiminde bulunamaz.

Her gün bunca olaylar boy gösterirken Kürdistan’ın direnen genç kadınları taciz, tecavüz ve şiddete maruz kalmayı artık kendileri başta olmak üzere tüm kadınlar şahsında kabul etmemeli. Bu tür olayları doğru kavrayıp bilince çıkartma ve bu temelde yapılması gerekenler öz savunma çerçevesinde bir başkaldırıya gidilmelidir. Öz savunma derken her anlamda kendini savunma ve bunu süreklilik haline getirmekten bahsediyoruz.

Öncelikle Öz savunma mekanizmasının bir süreklilik gerektirdiğini vurgulamak gerekir. Öz Savunma aynı zamanda toplumsal reflekslerin açığa çıkmasıyla vücut bulan bir mekanizmadır. Bu mekanizmanın doğru işlenmesi halinde dışarıdan gelen her türlü saldırılara karşı hazır olma, kendini haklı olarak savunma durumudur. Bu durumda Genç Kadınların toplumumuzun yapı taşı olduğunu bilerek güçlerinin, yapabileceklerinin farkında ve bilincin de olmaları gerekir. Mesela işe örgütlenme ile başlamak gerekir. Zaten ülkemiz Kürdistan işgal edilmek isteniliyor, Önderliğimize uygulan bir esaret söz konusu ve bu her iki nedenle biz Kürt kadınları şahsında Kürt yok edilmeye çalışılıyor. Öfke gerekiyorsa bir neden gerekiyorsa en büyük neden budur. Özelde Bakurê Kürdistan´da olan genç kadınlar için kimi alt yapıları oluşturulmakta. Mesela mahalleler, sokaklar, okullar kısacası tüm alanlar bizimdir. İlk olarak örgütlenme sağlayarak küçük birimler oluşturulmalı ve hareket alanlarımızı belirlemeliyiz. Bu birimler ihtiyaç temelinde sayı olarak arttırılabilir. Hareket alanlarımızdaki hedefler ilk başta küçük hedefler olabilir. En azından ne yapabileceğimizi biraz görmüş oluruz. Bu hedefler bir faşistin dükkânı olabilir. Veyahut kadına şiddet uygulayan, tecavüz eden birinin hak ettiği şey o an neyse onu uygular, savunmanı geliştirilir. Yani mesele sadece sömürgeci faşistlerin saldırılarının olduğu zamanlarda bir araya gelmek değildir. Mesele her an bu mekanizmayı ve kendini var etmektir. Zaten emperyalizm ve sömürgecilik hep savunmasız toplum ve bireyler oluşturma peşindedir. Mesele Kürtler ve genç kadınlar olduğunda durumlar daha bir vahim olur. Bunun için tüm Kürdistan kadınları ve genç kadınları artık bu tür yönelimlere karşı başkaldırmalı, akın akın alanlarda aktif yer almalıdırlar. Eğer bu durum gelişirse ancak özgürlüğü yaratabilmenin mücadelesini vermiş oluruz. Genç kadınların yarattığı her türlü eylemsellikler kadın özgürlüğünde kesin sonucu getirecektir.2020 yılında düzenlenen birçok aktif eylemlerden sonuç çıkartarak 2021 yılını Önderliğimizin ve biz Kadınların özgürlüğünü sağlama yılı olarak nitelendirmek bizlerin tek amacı olmalıdır.

Yiğit Kürt genç kadınları başta olmak üzere tüm kadınlar şunu çok iyi bilmelidirler ki artık kaybedecek tek bir saniyemiz bile yoktur. Biz Kürt kadınları çok güzel ve çok değerli bir Önderliğe ve onun yarattığı PKK gerçeğine sahibiz. PKK´de yaratılan değerler yaratılan ortamlar biz genç kadınların ana vatanıdır. Bizlere sahip çıkacak olan mekân buram buram özgürlük kokan, nice kadın devrimcileri barındıran kutsal dağlarımızdır. Bu gerçekliği bilmeli ve hep diri tutarak gereken sorumluluk ile akın etmeliyiz olmamız gereken yerlere yani Kürdistan’a. Kürt kadını yenilmeyen bir iradeye sahiptir. Bu iradenin yaratıcısı ÖNDER APO perspektifleriyle bilinçlenmemizi pekiştirerek örgütlü olmalı, özgür kadını yaratmalı ve Kürdistan´da faşizmi yıkmalıyız. Genç kadınlar öncülüğünde gelişecek her türlü eylem faaliyetler T.C. faşizmini can damarından vuracaktır. Kürdistan faşizme mezar olma vaktidir, gün devrimi gerçekleştirme, kadın özgürlüğünü sağlama vaktidir. Kadının direnişi özgür toplumu yaratacak, zaferi kesin kılacak, faşizmi yıkacaktır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.